Küçük Uyumların Büyük Yorgunluğu

İnsan çoğu zaman büyük travmalarla değil, küçük uyumlarla yorulur.
Sesini biraz kısmak, rahatsız olduğu bir şeye gülümsemek, istemediği bir hayata “şimdilik” demek…
Bu küçük hareketler birikir ve fark edilmeden benliğin sınırlarını aşındırır.

Psikoloji bize şunu söyler: İnsan zihni uyum sağlamada çok yeteneklidir.
Ama her uyum, sağlıklı bir esneklik değildir.
Bazıları hayatta kalmak için yapılır, bazıları ise kendinden vazgeçmenin sessiz bir biçimidir.

“İnsan her şeye alışabilir; mesele neye alışmaması gerektiğini fark edebilmesidir.”


İyi Hissetmek mi, Kendin Olmak mı?

Günümüzde “iyi hissetmek” neredeyse ahlaki bir zorunluluk gibi sunuluyor.
Oysa psikolojik olarak baktığımızda, insan her zaman iyi hissetmez.
Ve bu bir sorun değil, bir veridir.

Kaygı, sıkılma, boşluk hissi ya da kararsızlık;
bunlar patolojik olmaktan çok, iç dünyada bir şeylerin yeniden düzenlenmekte olduğuna işaret eder.

“Her huzursuzluk çözülmesi gereken bir problem değildir; bazen sadece dinlenmek isteyen bir duygudur.”


Kendine Sadakat Sessiz Bir Cesarettir

Kendine sadık olmak yüksek sesle alınmış kararlar gerektirmez.
Bazen sadece bir duraklama anıdır.
“Burada rahat değilim” diyebilme dürüstlüğüdür.

Psikanalitik perspektiften bakıldığında, insanın olgunlaşması;
herkesi memnun eden bir benlik kurması değil,
kendiyle çelişebileceğini kabul edebilmesidir.

“Kendini anlamak, kendini sabitlemek değil; değişebileceğine alan açmaktır.”


Son Bir Not

Bu yazı bir reçete değil.
Ne yapılması gerektiğini söylemekten çok, nereye bakılabileceğini hatırlatmak için var.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey cevaplar değil, daha doğru sorulardır.

“Hayatta ilerlemek bazen hızlanmakla değil, kendine biraz daha dürüst olmakla mümkün olur.”